featured

Beyaz Yakalıların Yeni Çılgınlığı! Ofiste Şemsiye Açıp Maske Takıyorlar

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çin’de ofis çalışanları arasında yayılan sıra dışı bir akım sosyal medyanın gündemine oturdu. “Office ageing” yani “ofis yaşlanması” olarak adlandırılan akıma katılan bazı beyaz yakalı çalışanlar, masa başında geçirdikleri uzun saatlerin ciltlerini ve genel görünümlerini olumsuz etkilediğini düşünüyor.

Bu nedenle çalışanlar, ofis ortamındaki ışık, kuru hava ve uzun çalışma saatlerine karşı alışılmışın oldukça dışında önlemler almaya başladı. Bazı çalışanlar masalarının üzerine güneş şemsiyesi açarken, bazıları geniş kenarlı şapkalar ve yüzün büyük bölümünü kapatan maskeler kullanıyor.

“Ofis yaşlanması” sosyal medyada hızla yayılıyor

Çin’in popüler sosyal medya platformlarından RedNote’ta son dönemde “office ageing” başlığıyla çok sayıda paylaşım yapılmaya başladı.

Çalışanların paylaşımlarında özellikle uzun mesai saatlerinin ardından yüzlerinin daha yorgun, ciltlerinin daha mat ve saçlarının daha yağlı göründüğü öne sürülüyor. Bazı kullanıcılar ise işe başladıkları döneme kıyasla ciltlerinde belirgin değişiklikler yaşadıklarını savunuyor.

Akım kapsamında çalışanların uyguladığı yöntemler arasında güneş şemsiyesi kullanmak, yüzü kapatan maskeler takmak, geniş kenarlı şapkalar kullanmak ve gün içerisinde güneş kremini tekrar tekrar sürmek bulunuyor.

Bir ayda cildinin değiştiğini söyledi

Akımın dikkat çekmesine neden olan paylaşımlardan biri, Çin’in Jiangsu eyaletinde yaşayan bir çalışandan geldi.

Yeni işine başladıktan yaklaşık bir ay sonra cildinin belirgin şekilde koyulaştığını ve gözlerinde daha fazla yorgunluk hissetmeye başladığını belirten çalışan, yaşadığı değişimi sosyal medya üzerinden paylaştı.

Bu paylaşımın ardından benzer deneyimler yaşadığını söyleyen çok sayıda kullanıcı da yorum yaptı. Bazı çalışanlar izin günlerinde ciltlerinin daha canlı ve sağlıklı göründüğünü savunurken, bazıları ofislerdeki kuru hava ve yetersiz hava kalitesinden şikayet etti.

Masalarda güneş şemsiyesi dönemi

Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, akımın ne kadar sıra dışı bir noktaya geldiğini de gözler önüne serdi.

Bazı çalışanların bilgisayarlarının başında büyük güneş şemsiyeleri açarak çalıştığı görülürken, bazı çalışanlar ise yüzlerinin neredeyse tamamını kapatan güneş koruyucu maskeler kullanıyor.

Güneş kremi kullanımı da akımın önemli parçalarından biri haline geldi. Bazı çalışanlar yalnızca sabah saatlerinde krem sürmekle yetinmeyip mesai boyunca yüz ve kollarına yeniden güneş kremi uyguladıklarını belirtiyor.

Kuru havaya karşı masa başında nemlendirici kullanıyorlar

“Ofis yaşlanması” olarak adlandırılan akım yalnızca güneş ışığı ve cilt bakımıyla sınırlı değil.

Klimalı ofislerdeki kuru havadan şikayet eden bazı çalışanlar, masalarının üzerine küçük nemlendiriciler yerleştiriyor. Hatta bazı sosyal medya paylaşımlarında boş içecek kaplarının dahi geçici nemlendirici olarak kullanılmaya çalışıldığı görülüyor.

Çalışanların ortak şikayeti ise uzun mesai sonrasında kendilerini hem fiziksel hem de görsel olarak daha yorgun hissetmeleri.

“Düşünme çizgileri” bile gündem oldu

Akımın dikkat çeken bir başka yönü ise çalışanların yüzlerinde oluştuğunu düşündükleri çizgiler.

Özellikle gün boyunca bilgisayar başında yoğun şekilde çalışan ve sürekli kaşlarını çatan kişilerin alın ve kaş çevresindeki çizgileri sosyal medyada “thinking lines”, yani “düşünme çizgileri” olarak adlandırılmaya başlandı.

Böylece “ofis yaşlanması” yalnızca cilt görünümüyle ilgili bir tartışma olmaktan çıkıp çalışma koşullarının insan üzerindeki etkilerinin konuşulduğu daha geniş bir sosyal medya akımına dönüştü.

Uzmanlara göre ofis ışıkları konusunda durum farklı

Ancak sosyal medyada yayılan iddialarla bilimsel veriler arasında önemli bir fark bulunuyor.

Güneşten gelen ultraviyole ışınların cilt yaşlanmasının önemli çevresel nedenlerinden biri olduğu biliniyor. Buna karşın bilgisayar ekranlarının ve standart ofis aydınlatmasının güneş ışığıyla aynı düzeyde cilt yaşlanmasına neden olduğuna ilişkin güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor.

Araştırmalarda televizyon, bilgisayar, tablet ekranları ve çeşitli iç mekan ışık kaynaklarının oluşturduğu ultraviyole maruziyetin cilt açısından anlamlı seviyelerde olmadığına dikkat çekiliyor.

Ekranlardan yayılan mavi ışığın cilt üzerindeki olası etkileri ise araştırılmaya devam ediyor. Yüksek yoğunluklu görünür ışığın cilt hücreleri üzerinde bazı etkileri olabileceğini gösteren çalışmalar bulunsa da günlük bilgisayar ve telefon kullanımından kaynaklanan mavi ışığın insanlarda erken cilt yaşlanmasına yol açtığını kesin olarak ortaya koyan yeterli kanıt bulunmuyor.

Bu nedenle mevcut bilimsel bilgiler, sıradan bir ofis ortamında bilgisayar başında çalışırken güneş şemsiyesi açmanın veya yüzü tamamen kapatan maskeler kullanmanın gerekli olduğunu göstermiyor.

Akımın arkasında çalışma kültürüne yönelik tepki de var

“Office ageing” akımının dikkat çekmesinin nedenlerinden biri de çalışanların yalnızca dış görünüşlerinden değil, çalışma koşullarından da söz etmeye başlaması.

Uzun çalışma saatleri, sürekli ekran karşısında kalmak, stres, klimalı ve kuru ortamlar, göz yorgunluğu ve hava kalitesi gibi konular sosyal medya paylaşımlarında sık sık gündeme geliyor.

Bu nedenle ofiste açılan güneş şemsiyeleri bir yandan sıra dışı bir kişisel bakım yöntemi olarak görülürken, diğer yandan yoğun çalışma kültürüne yönelik mizahi bir tepkinin sembolü haline geliyor.

Bazı çalışanlar ise iş yerlerinde yalnızca verimliliğin değil, çalışanların fiziksel ve psikolojik koşullarının da dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Beyaz yakalıların “ofis yaşlanması” tartışması büyüyor

Çin’de başlayan bu sıra dışı akım, çalışma hayatının günlük yaşam üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.

Ofiste güneş şemsiyesi açmak ya da yüzü tamamen kapatan maskeler kullanmak bilimsel açıdan zorunlu bir uygulama olarak görülmese de çalışanların uzun mesai, stres, kuru hava ve ekran karşısında geçirilen saatlerle ilgili şikayetlerini görünür hale getirdi.

Sosyal medyada yayılan görüntüler ise “ofiste yaşlanıyoruz” düşüncesinin özellikle genç beyaz yakalılar arasında ne kadar karşılık bulduğunu gösteriyor. Akımın önümüzdeki dönemde yalnızca bir güzellik trendi olarak mı kalacağı, yoksa çalışma koşullarına yönelik daha geniş bir tartışmaya mı dönüşeceği ise merak konusu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter