İddiaya göre olay, ev sahibinin daireyi Banu Alkan’ın kardeşi Neziha Pekduyar adına kiraya vermesiyle başladı. Ancak ilerleyen süreçte apartmana ait aidat borçlarının ödenmemesi üzerine yapılan incelemelerde, evde fiilen yaşayan kişinin Banu Alkan olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine ev sahibi, kira sözleşmesinde belirtilen kişinin dışında birinin evde oturduğunu öne sürerek duruma itiraz etti.
Ev sahibi, sözleşmeye aykırı kullanım olduğu gerekçesiyle noter aracılığıyla ihtarname gönderdi. İhtarnameye rağmen sorunun çözülmediğini belirten ev sahibi, daha sonra tahliye talepli dava açarak konuyu yargıya taşıdı. Dava kısa sürede magazin gündeminde geniş yankı uyandırdı.
Dava sürecinde Banu Alkan cephesinden de dikkat çeken bir savunma geldi. Ünlü ismin avukatı, müvekkilinin kamuoyunda tanınan biri olması nedeniyle güvenlik endişesi taşıdığını ifade etti. Bu nedenle kira sözleşmesinin kardeşi adına yapıldığını savunan avukat, uygulamanın özel güvenlik gerekçeleriyle tercih edildiğini belirtti.
Ancak yargı süreci devam ederken önemli bir gelişme yaşandı. Haberlere göre Banu Alkan, davaya konu olan evi tahliye ederek anahtarları ev sahibine teslim etti. Bunun ardından mahkeme, tahliye işlemi gerçekleştiği için “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti. Buna rağmen mahkeme, davada ev sahibinin haklı olduğuna kanaat getirerek yargılama giderlerinin Banu Alkan’dan tahsil edilmesine karar verdi.
Kararın ardından Alkan’ın avukatı dosyayı istinaf mahkemesine taşıdı. Ancak İstinaf Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onadı. Kararda, kiracının ev sahibinin yazılı izni olmadan kira ilişkisini başka bir kişiye devredemeyeceğine ilişkin hükümlere dikkat çekildi.
Yaşanan dava süreci magazin dünyasında büyük ilgi görürken, sosyal medyada da çok sayıda yorum yapıldı. Özellikle kira sözleşmelerinde üçüncü kişilerin kullanımına ilişkin kurallar yeniden tartışma konusu oldu. Olay, ünlü isimlerin yaşadığı hukuki süreçlerin kamuoyunda nasıl geniş yankı uyandırdığını bir kez daha gözler önüne serdi.
